Öne Çıkanlar Orhan Mete Emlak avrupa köprübaşı derneği rize emniyet GÖSTERİ takip sistemi

Muhammed Fatih Ustaosmanoğlu'ndan olay açıklamalar

 İşte Muhammed Fatih Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin sosyal medya hesabından yayınladığı o açıklama;
"“KAMUOYUNA ÖNEMLİ DUYURU”!!!

KÜLLİYENİN YIKILMASININ ASIL SEBEBİ ŞUDUR…
Marifet Derneği’nin açıkladığı üzere Külliye Cumhurbaşkanımızın durup dururken devreye girip yıkım kararı aldırmasıyla yıkılmış değildir. Bilakis bu hâdisenin başlangıcı şöyle olmuştur:
Külliye inşaatı devam ederken Marifet Derneği’nin adamlarından birisi, Mezarlıklar Müdürlüğü’ne giderek yapılan caminin hazîresinde üç kişilik mezar yeri için şifahen izin isteyerek bir yoklama yapmışlar, bir kişi öldüğünde vasîsinin oğlu mu yoksa hanımı mı olduğunu soruşturmuşlar, hanımı olduğu cevabını alınca da ona göre bir hedef belirlemişler. Hatta Çavuşbaşı’ndaki bazı görevlilerin, gelen misafirlere camiyi gezdirirken “burası Efendi Hazretlerinin makâmı, kendisinin kabri burası” şeklide söyledikleri de bilinmektedir.


Sonra bu haberler her yere yayılınca, Çarşamba’da herkes yapılan külliyede Mahmûd Efendi Hazretleri’ne de bir türbe yapıldığı ve kendisinin, şeyhi Ali Haydar Efendi’den ayrı bırakılarak ve bu husustaki vasiyeti iptal edilerek, iradesi dışında Çavuşbaşı’na defnedileceğini konuşmaya başladılar.
Bu haber Mahmûd Efendi Hazretleri’nin büyük mahdûmu Amcam Ahmet Ustaosmanoğlu Hocaya ulaşınca, babasının kendisine yaptığı vasiyetin bozulmaya çalışıldığını düşünerek, emri hak vaki olduğunda babasının Çavuşbaşı’na defnedilmesine izin verilmemesi ve böylece vasiyetinin iptaline göz yumulmaması hususunda yetkililere müracaat etmeyi düşündü.
Bu sırada söylentilere vâkıf olan Cübbeli Ahmet Hoca, Marifet Derneği yetkililerine: “Böyle söylentiler dolaşıyor, Efendi Hazretleri’nin oğlu Ahmet Hoca’nın bu konuyu yetkililere ulaştıracağını işittim, böyle bir şeye sebebiyet vermeden siz böyle bir niyetinizin olmadığını kamuoyuna açıklayın. İstediğiniz konuda yazı yazıyorsunuz, video paylaşıyorsunuz, bunu da bir an evvel yapın ki, bu asılsız haber insanları tedirgin etmesin. Özellikle Efendi Hazretleri’nin oğlu ile konuşup böyle bir şey olmayacağına dair kendisine güvence verin” demişse de onlar bu işi ciddiye almayarak: “Mezarlıklar Müdürlüğüne biri gitmişse gitmiş, sormuşsa sormuş, olur mu öyle şey” gibi laflarla konuyu geçiştirerek Efendi Hazretleri’nin oğluyla bu konuda yüzleşmediler.



Bu arada Ahmet Hoca’nın randevu talebine icabet edilerek yetkililer ile görüşmesi sağlandı. O da kendilerine giderek: “Babamın bana şeyhinin yanında defnedilmesiyle ilgili vasiyeti var, ortalıkta bu vasiyet iptal edilerek babamın Çavuşbaşı’na defnedilmesi planlanıyor şeklinde laflar dolaşıyor, ne olur buna izin vermeyin” diye ricada bulundu. Yetkililer de “Bunu nerede düşünüyorlar” diye sorunca Ahmet Hoca: “Ormandan kiraladıkları alanda” diye cevap verdi.
Bunun üzerine yetkililer: “Orada ne yaptıklarından bizim haberimiz yok” deyip Orman Bakanlığı’nı arayıp bilgi aldılar. Orman Bakanlığı orada tahsis edilen 30 dönüm içerisinde cami ve şadırvanlar dışında izinsiz olarak birçok ilaveler yapıldığını, ağaçların kesildiğini 20.000 metreye yönelik bir kanunsuz inşaat olduğunu, ağaç kesmenin büyük suç olup ağır cezaları bulunduğunu belirterek, izinsiz bölümlerin yıkımı ile ilgili resmî prosedürün başlatıldığını bildirdi. Konu incelemeye alındı ve kanunlar gereğince yıkım gerçekleştirildi.
Eğer Marifet Derneği yöneticileri türbe konusunda bizim böyle bir niyetimiz yok şeklinde açıklama yapsalardı, Ahmet Hoca yetkililere gitmeyecek ve orada yapılan usulsüzlükler de ortaya çıkmayacaktı. Ama esas mesele Ahmet Hoca, yetkililerden babasının vasiyetinin iptal edilmemesi için ricada bulundu, yoksa o inşaatın orada nizama uygun şekilde devam etmekte olduğunu biliyordu, çünkü ona her şeyin hukuka uygun ve izinli olarak yapıldığını söylüyorlardı.
Dolayısıyla İsmailağa veya Ahmet Hoca bunu yıktırtmak isteselerdi iki seneden beri zaten yıktırırlardı, halbuki konu o değildi. En sonunda bu türbe meselesi çıkınca açıklama yapılmasını beklediler ama kendilerini bağlayıcı bir açıklama yapılmayınca Ahmet Hoca da babasının vasiyeti için yetkililere gitmek zorunda kaldı.
Her şey için açıklama yapanlar, acaba niçin türbe konusunda “Efendi dedem için kabri Efendi Babanın yanıdır, biz de onu kabul ediyoruz, burada bir türbe yapma niyetimiz yok” diye ortalığı rahatlatacak bir açıklama yapmadılar; esas düşündüren konu budur.
Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin “Yetmiş çift manda sürseler Mahmudumu benden ayıramazlar” buyurduğu sabittir. Yine Efendi dedem : “İyi ki Efendi Baba Fatih Câmii’nin hazîresine gömülmedi, biz oraya gömülemezdik, bütün ihvanla beraber onun yanında gömüleceğiz” diye sevinirdi. Efendi dedemin bu hususta tekidli vasiyetleri olup elli sene önce Şeyhinin yanında kendisi mezar yeri almıştır.
Hal böyle iken Efendi dedemin vefatından sonra da sömürüyü devam ettirmek veya adını istismara devam etmek isteyenler bu türbe projesine girişmişlerdir. Eğer niyetleri bu değil idiyse niye kendilerini bağlayıcı hiçbir açıklama yapmadılar da yıkıma kadar razı oldular, esas sorulacak soru budur.
Ayrıca bu proje H.Ç.’nin oğlu A.Ç.’ye bazı yetkililerin bildirdiğine göre Mahmûd Efendi Hazretleri’nin kendisine teveccüh yapma izni bile vermediği Ahmet İslamoğlu Hoca’yı Mahmûd Efendi Hazretlerinden sonra ilan edip, bu hususta Cübbeli Hoca’ya baskı yapıp, ona da bu işi ilan ettirip, orada yeni bir dergah, tekke kurdurup cemaatimizi üçe beşe bölme ve böldürme projesidir.
Bunların arkasında tabii ki paralel güçlerin olduğu, patrikhanenin ekümenik projesine kadar uzandığı ve Fâtih’den cemaatin dağıtılması projesi olduğu meydandadır. Hatta Marifet’çilerden Muhammet Keskin ve arkadaşlarının: “Şeyhiniz burada, Fatih’deki yerlerinizi satın buraya taşının” dedikleri şahitlerle sabittir. Hal böyle olunca burada iyi niyet olmadığı, hükümetin burada sorumlu olmadığı, suçlu olmadığı, esas suçlunun Marifet Derneği yetkilileri olduğu ortadadır. Bu yüzden cemaatimizi bilinçlendirmek için bu yazıyı yazmış bulunuyorum.
Efendi dedemden “Haflede çağırılan âlimleri ben çağırdım” dediği gibi niye bu hususta iki satır “yıkmayın” lafını bile ağzından alamamışlardır.
Cemaatimiz kesinlikle uyanık olmalıdır, bölünmeye ve Fatih’in boşaltılmasına, ekümenik projesine dolaylı da olsa ileriye dönük de olsa hizmet edecek hareketlere katkı ve destek vermemelidir. Artık herkesin niyetini anlayarak Efendi dedemin yüzlerce hoca efendinin huzurunda cemaatin işlerini havale ettiği ve “onların hükmü benim hükmümdür” dediği istişare heyetinin kararlarına kulak vermeli ve onlara göre hareket etmelidir.
Allâh-u Te’âlâ bizleri âhir zaman fitnelerinden muhafaza edip, Mahmûd Efendi Hazretleri’nin açtığı yolda yürümeye ve bu yolu yürütmeye muvaffak eylesin. Âmîn.
(Mahmûd Ustaosmanoğlu Hoca Efendinin Torunu)
M.Fatih Ustaosmanoğlu"
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.